cok zaman oldu kendimle olan sohbetlerimin notunu tutmayali,
cok zaman oldu gece yarilari uzun yuruyusler yapmayali,
cok zaman oldu sacmalamayali, ben olmayali…
galiba gercekten yas kemale erip, hayat sorumluluklarini insanin uzerine bir yorgan gibi ortunce durup dusunmek, silkelenmek gerekiyormus.
hergun, bir onceki gunden daha da gec kalmislik hissi normal mi? gercekten hergun bir onceki gunden daha yakin olmamiz sona, bu kadar urkutucu mu olmali…
hani derler ya insan yaslaninca cocuk gibi olurmus diye, aslinda merak ediyorum; ya icindeki cocugu yasatamamissan o zaman nasil olacak? hem diger taraftan niye bu kisir dongu…
niye hep hayati son derece tekduze isteyip sonra bu tekduzelikten zevk alamamamiz, neden bu simarik cocuk tavrimiz?
belki de Hincal Uluc’un dedigi gibi hayatta bir secim yapmaliyiz; mutluluk veya huzur… ikisi bir arada olmuyor, mutlu olabilmek onu elimizde tutabilmek icin cok calismamis lazim keza bunu yaparken huzurumuzu kaybederiz, huzur icinse sahip oldugumuz her seyden vazgecmemiz lazim, ki bu listenin en basinda mutluluk geliyor…peki ya ikisine de sahip degilsek bu bizim yetersizliklerimizden mi yoksa hayatin adaletsizliginden mi ileri gelir?
ben bu soruya insanin kendi yetersizliklerinden demek istiyorum, cunku kotu giden hersey icin hayatin kendisini suclamak biraz adaletsiz sanki…hayat sadece bizim secimlerimizin baska insanlarin secimleri ile catismasi ile olusan kurgudan fazlasi degildir, demek ki biz yanlis secimleri yapmisiz; bilerek ya da bilmeyerek ama sonucta biziz bacagimizi halata baglamis, bizi bas assagi asan…
sonra insanin alip basini gidesi geliyor, hani secimlere isyan babinda ama o da olmuyor, nereye gider, ne kadar uzaga kacabilir insan…cunku evet “her SEYden” ne kadar kacabilecek olsan da “HERKESten” kacamazsin.
cunku aptalsindir; hala o insanlara sorumluluklarin vardir sanirsin oysa ki bunlar sadece kafanda yarattigin kendini onemli hissettirmek icin varolan fantezilerden fazlasi degildir aslinda.
ama bu fantazilere soludugun havadan, yedigin yemekten daha cok ihtiyacin vardir.aksi halde hayatin anlamsizligi ile karsi karsiya kalir, neye ugradigini sasirir…affallar kalirsin…
ama kim ne derse desin bu yapmacik sorumluluklara ihtiyacin vardir bu dusuncesiz dunyada ayakta kalabilmek icin…tutunacak bir daldir bu, eninde sonunda biz uzerinde otururken kesecegimiz, tabi baskasi erken davranip kesmezse…
sonra kendini dusunurken buluverirsin, dalarsin adeta…ama her defasinda biri seni sirkeleyip; “ne dusunuyorsun” dediginde hatirlayamazsin…ama bunu belli etmek istemezsin ve biseyler uydurursun gelisine, inandirirsin da “O”nlari…yada “O”nlar sana inandiklarina inandirirlar…
ama kimin umurunda; yasam birbirinin gonlunu yapmak icin “tatli” yalanlar soylemekten ibaretmis…
derken sabah olur, gunes gozlerine vurur uyanirsin…saate bakar, erken oldugunu gorursun…
umarim bende bir gun bu kabustan uyanir saate bakar ve hala erken oldugunu gorebilirim…tabi eger cok gec olmadan uyanabilirsem…
o gune kadar hepinize tatli ruyalar…!
Leave a comment